Yeminin Şartları

Fakihler mahkeme yemininde altı şartın bulunmasını ittifakla kabul ederken, iki şartta ihtilaf etmişlerdir. Üzerinde ittifak edilen şartlar şöyledir:

a) Yemin eden kimsenin mükellef ve ihtiyar (hür irade) sahibi olması gerekir. Küçük ve deli yemin etmeyeceği gibi, uyuyanın ve ikrah altında olanın yemini de muteber değildir.

b) Davalı davacının hakkını inkar ediyor olmalıdır. Eğer o hakkı ikrar ediyor ise, yemine gerek yoktur.

c) Hasmın hakimden yemin talebinde bulunması, hakimin de yemin eden kimseye yemin teklifi yapması gerekir. Çünkü hazreti peygamber (as) talak hakkında Rükane b. Abd Yezid’ den, ” Yalnız bir defa boşamayı kastettiğine Allah adına yemin eder misin ? ” diye yemin etmesini istemiş, bunun üzerine Rükane, ” Allah adına yemin ederim ki, sadece bir defa boşamayı kastettim. ” demiştir.

d) Yemin şahsen yapılmalıdır. Vekaleten yemin kabul edilmez, çünkü yemin doğrudan doğruya yemin edenin zimmeti ile alakalıdır. Vekil yahut kasır ehliyetlinin velisi yemin etmez. Bu durumda kasırın büluğa ermesine kadar iş bekletilir.

e) Hadler gibi Allah’ a halis olan haklara dair olmamalıdır.

f) İkrarın caiz olduğu haklar hakkında olmalıdır. Çünkü az önce gördüğümüz ” Yemin inkar edene düşer. ” hadisi bunu gerektirmektedir. İkrar edilmeleri caiz olmayan haklar hakkında yemin caiz olmaz. O bakımdan vekil, vasi ve kayyıma yemin ettirilmez. Çünkü bunların başkaları hakkında ikrarları sahih değildir.

Ebu Hanife ayrıca müddeabihin ( dava konusu olan şeyin ) bezledilme ihtimali olan şeylerden olması şartını koşar . Dolayısıyla , nesep , nikah , ricat , ilada dönüş ve benzeri şeyler hakkında yemin sahih değildir.

” Ya sen delil getirirsin yahut o yemin eder ” hadisi şerifi davacının yemin isteme hakkı onun delil ortaya koyabilmekten aciz olmasına bağlıdır.

kaynak: islam fıhkı ansiklopedisi

metnin tamamına ansiklopediden ulaşabilirsiniz.

islam fıkhı kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Yemin Nedir Nasıl Edilir Günah mıdır

1) Yeminin tarifi, meşruluğu ve adına yemin edilen

Yemin sözlükte and ve kasem demektir. Terim olarak genel manası, bir şeyi hakkı veya bir sözü olumlu ya da olumsuz olarak Allah’ın adı veya  sıfatlarından birisi ile tekit etmek kuvvetlendirmek demektir.

Davayı ispat etmek için mahkeme huzurunda yapılan yeminin tarifi ise; hakimin önünde Allah’ın adını veya sıfatlarından birisini zikrederek bir hakkın sabit oluşunu veya olmayışını tekit etmek demektir. Yemin Kur’an ı Kerim de birçok ayet-i kerime ile meşru kılınmıştır. Bunlardan birisi Yüce Allah ın şu buyruğudur: “Allah sizi sehven yaptığınız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz. fakat kalplerinizin amettiği yeminleriniz yüzünden sizi sorumlu tutar ” ( Maide, 89)  Yüce Allah, peygamberine kur’an da üç yerde hak üzere yemin etmesini emretmiştir. Yüce Allah, haram bir şeyi meşru kılmaz.

Yalan yere yeminin hükmü

Yalan yere yemin büyük günahlardandır. Rivayete göre  iki kişi arasında kuyu hakkında bir anlaşmazlık vardı. Resulullah (a.s) ın huzurunda davalaşıldı.Efendimiz birine ” Ya sen delil getirirsin yahut o yemin eder.” buyurdu. Fakat kişi  “o vakit o yemin eder ve buna aldırış etmez” dedi. Efendimiz ise şöyle buyurdu: ” Her kim onun vasıtasıyla müslüman bir kimsenin malını kesip almak için yalan yere yemin edecek olursa Allahın gazabına maruz kalmış olarak Allahın huzuruna çıkar. “ Yüce Allah da bunu tasdik buyurarak şu ayetini indirdi: ” Şüphesiz  Allah’a olan ahidlerini ve yeminlerini az bir pahaya değişenler, işte onlar için ahirette hiçbir nasip, pay yoktur.Allah kıyamet gününde onlarla konuşmaz, onlara bakmaz, onları temize çıkartmaz. Onlar için acıklı bir azap vardır. “

Yemin Allah adına edilir.  Çünkü peygamber efendimiz (a.s) şöyle buyurmuştur:  ” Şunu bilin ki, muhakkak Allah atalarınız adına yemin etmenizi size yasaklamaktadır. Her kim yemin edecek olursa ya Allah adına yemin etsin ya sussun. “

Yine peygamber efendimiz (a.s) bir hadisi i şerifinde şöyle buyurmuştur : ” kim Allahtan başkası adına yemin ederse şirk koştu demektir “  Bir lafızda ise kafir oldu demektir buyurmaktadır.

Yazının devamı ve tamamı için

islam fıkhı ansiklopedisi ne ulaşabilirsiniz.

kaynak: islam fıkhı ansiklopedisi

 

islam fıkhı kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

İslam Yönetiminde Egemenlik (En yüksek Otorite)

1) Egemenlik Yahut Hakimiyet Allahındır

Emir ve yasak türünden bütün teşri’ (yasama) hükümlerinin kaynağının Yüce Allah olduğu hakkında Müslümanlar arasında görüş ayrılığı yoktur.

“Kim Allahın indirdikleriyle hükmetmezse, onlar kafirlerin ta kendileridirler.” (Maide, 45)

2) Şeriat’ın Uygulanması Hususunda Ümmetin Halifeliği

Hükümlerin tebliğinde, açıklamasında, uygunlanmasında, uygulanmasının denetiminde anlamlarının kavranılmasında insanlar Allah’ın vekilleridirler. “Hani Rabbin meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım, demişti” (Bakara, 30) Bu ayet en güzel bir örnek olmak üzere bir takım Resul ve Peygamberlerin halifelik makamına getirildiği gibi onlardan sonra da insanların yeryüzünün halifeleri olduğuna delalet etmektedir.

Halifenin görevi kendisine halifelik makamına getirenin emirlerini uygulamaktır.

3) Teşri (yasama) Yetkisi ve Kuvvetler Arası Dayanışma

4) Yasama Hakkının Sahibi

kısaltılmıştır devamı islam fıkhı ansiklopedisindedir

islam fıkhı kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Kafirin Müslüman olma halleri

İslami kabul etme yollarının kimisi açık, kimisi zınni, kimisi de tabi olmak şeklindedir.

Müslüman olduğunu açıkça ilan etmek

Bu daha önceki inancından vazgeçerek kelime-i şehadeti söylemekle olur. Kafirler bu bakımdan dört gruptur. Bir kısmı Allah’ın varlığını inkar ederler, bunlar Dehrilerdir; bir kısmı Allah’ın birliğini inkar eder, bunlar putperest ve mecusilerdir; bir kısmı Allah’ın varlığını ve birliğini kabul etmekle birlikte, nübüvveti ve risaletini inkar ederler; bir kısmı ise sadece pygamber efendimiz Muhammed (sav) in risaletini inkar ederler.

Eğer kafir birinci ve ikinci sınıftan ise onun müslümanlığına hüküm vermek için “La ilahe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” veya “eşhedü enne Muhammedin Resulullah ( Şahitlik ederim ki, Muhammed Allah’ın resulüdür)” demelidir.

Buna delil olarak peygamber efendimizin şu buyrunu söyleyebiliriz;

“Ben insanlarla la ilahe illallah deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Eğer bunu söyleyecek olurlarsa benden kanlarını ve mallarını – İslamın hakkı ile olması hali müstesna-  korurlar. Hesaplarını görmek ise Allah’a aittir.”

Şayet kafir üçüncü türden ise, Allahtan başka ilah yoktur demesi yeterli değildir. Şehadetin ikinci bölümünüde söylemesi gerekir. Şehadet ederim ki Muhammed Allahın resülüdür. demesi gerekir.

Eğer dördüncü sınıf kafirlerden ise iki şehadeti söylemesi ve ben müslümanım demesi gerekmektedir.

 

islam fıkhı kategorisine gönderildi | , ile etiketlendi | Yorum bırakın

İslamda Cinayetin Hükmü

Cinayetin tarifi

İslamda cinayet, günah ve isyan demektir.

Istılah olarak cinayet, insanın canına veya organlarına karşı işlenen öldürme, yaralama, vurma gibi tecavüz, saldırı manasındadır. Cinayetler konusunu hanefiler “Cinayetler” Şafii ve Hanbeliler “Yaramalar” başlığı altında incelerler. Malikiler ise caniyetin çoğunlukla sonucuna bakarak konuyu “Kanlar” başlığı altında ele alırlar.

Cinayetin çeşitleri

Genel olarak cinayet iki çeşittir. İlki hayvanlara ve cansız varlıklara karşı işlenen cinayet olup çoğunlukla “gasp ve itlaf” konusunda incelenir. İkincisi, insanoğluna karşı işlenen cinayetlerdir.

İnsana karşı işlenen cinayet önem derecesine göre üç türlüdür.Cana karşı işlenen cinayet öldürme fiillidir.Can dışında birşeyle ilgili cinayet, vurma ve yaralamadır. Anne karnındaki bebeği kürtaj yaptırma cana karşı işlenmiş cinayete girer.

Öldürmenin hükmü

Haksız yere kasten bir kimseyi öldürmek büyük bir suçtur. Dünya ve ahiret azabını hak etme sonucu doğuran, yani kısas yapılmasına ve cehennemde ebedi kalmaya götüren 7 helak edici büyük günahtan birisidir.

 

kısaltılmıştır

tam metine İslam Fıkhı Ansiklopedisinden ulaşabilirsiniz.

 

islam fıkhı kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Ezanın mekruhları

Hanefilere göre ezanın mekruhları;

Cünüp bir kimsenin ezan ve kameti mekruhtur. Böyle bir kişinin ezanı iade edilir.

Delinin, bunağın, akil olmayan çocuğun, kadının, hünsanın, fasığın, sarhoşun, oturanın, binek üzerinde olanın ezan okuması tahrimen mekruhtur. Ancak kişi kendisi için ezan okuyacağı zaman oturması veya seferi olanın binek üzerinde okumasında bir kerahet yoktur.

Ezanda telhin, kelimeleri değiştirmeye sebep olacak tarzda uzatarak yahut kelimelere ilave yahut çıkartma olacak tarzda teğanni ile okumak mekruhtur. Fakat teğanni olmaksızın sesi güzelleştirmekte bir beis yoktur, belki bunu yapmak matluptur.

kısaltılmıştır

tam metine İslam Fıkhı Ansiklopedisinden ulaşabilirsiniz.

islam fıkhı kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Ezan

Ezan

Ezan “ilam etmek, bildirmek” demektir. Allah tealanın ” allah ve resulu tarafından insalara ilan et! ” (tevbe, 3); “İnsanlara haccı bildir!” (hacc, 27) ayetlerinde ezan bu manaya gelmektedir.

Şer’an ezan, farz namazların vaktini bildiren özel sözlerden ibaret bir ilan şeklidir. Bu ilan belli sözlerle tahsis edilmiştir.

Ezanın meşruluğu ve fazileti:

Kur’an, sünnet ve icma, ezanın meşru olduğuna delalet etmektedir.Çünkü ezanın çok büyük bir fazileti ve ecri vardır. Kur’an’dan delil Allah teala nın: ” Namaza çağırdınız zaman onu eğlence ve alaya alırlar.” (Maide, 58) ayetidir.

Sünnetten delil ise rivayet edilen bir çok hadistir. Bu hadislerden biri Buhari ile Müslim ‘in rivayet ettikleri şu haberdir: ” Namaz vakti geldiği zaman, içinizden birisi sizin adınıza ezan okusun, en yaşlı olanlarınız da imam olsun .” Abdullah b. Zeyd hadisi de, rüya ile bilinen ezanın keyfiyetine delalet etmektedir. Hz ömer hadisi de bu rüyayı kuvvetlenmiştir. Hadis uzunca olup bir kısmı şöyledir ” Hz. Peygamber (a.s) İnşallah bu rüya gerçektir. Kalk Bilal’e gördüğün rüyadaki sözleri öğret. Onun sesi daha gürdür, buyurdu. ”

Ezanın dayanağı sadece rüya değildir; vahyin inişi de bu zamana rastlamaktadır. Bezzar şu hadisi de rivayet etmiştir: ” Miraç gecesinde Hz. Peygamber (a.s) ezan gösterildi ve yedi kat göğün üstünde kendisine ezan sesi dinletildi. Sonra Cebrail (a.s) onu geçirerek göktü bulunanlara imamlık etti. Bunlar arasında Adem ve Nuh (a.s) da bulunmaktaydı. Allah teala bu sebeple Hz. Peygamber (a.s) in gök ve yer halkına karşı üstünlüğünü tamamladı.” Fakat bu hadis gariptir. Sağlam olan rivayet ezanın başlangıcının Medine de olduğudur. Nitekim Müslim bu hususu İbni Ömer den tahriç ettiği bir rivayette nakletmiştir. Buna göre ezan ile ilgili rüya hadisesi Hicretin birinci yılında vuku bulmuştur. Hz. Peygamber (a.s) bu rüyayı teyit etmiştir.

Ezanda büyük sevap vardır. Bunun dayandığı delil Hz. Peygamber (a.s) in şu hadisidir. “İnsanlar eğer ezan ile birinci safın üstünlüğünü bilselerdi, sonra bunları yapmanı imkanı bulamasalar kura çekerlerdi.”

Başka bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: ” Koyunların arasında yahut çölde bulunduğun zaman, namaz için ezan okuyunca sesini yükselt. Çünkü müezzinin sesini duyan insanlar, cinler ve diğer şeyler onun için kıyamet gününde şahitlik yapacaklardır. ”

kaynak: islam fıkhı ansiklopedisi

islam fıkhı kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın